TRACTATUS (POLİTİK FELSEFİ İNCELEME) -GİRİŞ
4/3/2009 · Kategori: Felsefe
Özgürlük bir ateş !
Ten ne olabilir, -mosmor bir kadavra -, canın verdiği kor ateş olmasa.
Bütün felsefelerin amacı özgür, yani komünist bir toplum kurmaya çalışmaktır; ya da bu olması gerekir. Bununla birlikte günümüzde komünist toplum ülküsü bütünüyle yok olmuş gibidir, yalnızca türkülerde yaşar. Ama burada biz yine de komünist bir toplum kurmaya çalışacağız. Bunun için göklerin engin denizinde yolculuğa çıkmamız gerekecek, bu son derece güç bir uğraştır, yeryüzünde dolaşmaya benzemez. Bundan dolayı iyi bir öncüye gereksinimimiz var. Bu iş için Platon'dan iyisi bulunamaz. Ne ilginç bir seçim! Bir zamanlar komünist toplum öğetisini tekellerine alan marksistler için Platon sadece bir karşı devrimcidir: karşı devrim var devrimden içeri.
Ben de Platon gibi asker olacaktım. Ama bir akşam: Güzelliği dizlerime oturttum. Acı buldum onu. Kaçtım. Ey yoksulluk, ey kin !
Yüreğim bir acılar yumağı; buna karşın dilim deliliğin dili olsun istemedim.
Platon'dan ve Marx'tan dolayı, komünist toplum öğretisi ile diyalektik felsefe arasında sıkı bir bağ olduğu varsayılır. Ben de kendimi bu diyalektik felsefe okulunun bir izleyicisi sayarım. Bu okul, diğer felsefe okullarına karşıt olarak, söyleyeceğini açık seçik ortaya söyler, kapalı kapıların ardından konuşmaz, sözcük oyunlarıyla insanları kandırmaya çalışmaz. Ben de bunu gereğini yerine getirmeye çalışacağım. Gerçekte diyalektik felsefe okulu diye bir okul şimdiye kadar varolmadı, bundan sonrada varolacağını sanmıyorum. Diyalektik felsefe diğer felsefeler gibi bir okul olmayı asla başaramadı.
Ben felsefe alanında usta olamadım, ama buna aldırmıyorum. Platon'da öyle değilmiydi?Aristoteles ve Hegel gibi bir usta O da olamadı, hep amatör kaldı.
Öte yandan tutkumu saklamak istemem: Devlet kadar derin bir kitap yazmak istedim. Bilimlerin temel amacı olan özgürlük üzerine şimdiye kadar pek çok söz söylenmiştir, ben bunlara yenilerini ekleyecek durumda değilim. Ne Hegel kadar bilgili ne de Platon kadar söz ustasıyım., ama özgürlüğün bu ölümsüz öyküsünü bir de benden dinleyin istedim. Nitekim bu günlerde böyle bir felsefeye her zaman olduğundan daha çok gereksinim var.
Yer ile gök, toprak ile ateş, ölüm ile yaşam arasındaki o sonu gelmeyen savaşı tam ortasından anlatacağım. Savaşların en kanlısı iç savaştır, bununla birlikte en doğurganıdır.
Gidenler dönmez, yaşam son bulmaz, ölürse ten ölür canlar ölesi değil.....
Yazarın Notu !
Bu ve aynı başlık altında devam eden iki yazı süreklilik arz eder ve birbirine bağlantılıdır
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki ::